Bir takim özlü sözler var bizim insanimiz cok seviyor, ben de bazisini çok komik buluyorum, bazisini kullanmak için can attigim oluyor ama bir türlü firsati gelmiyor ben de unutuyorum. O yüzden buraya koyuyorum, isteyen bakar bakar güler. Bu sözlere bir kaç örnek vermek gerekirse:
"Kimine göre yalanim, kimine göre kralim, adamina göre adamim." Daha çok "harbi" "gerçek" insan tiplemesi çizenlerde görülüyor bu tip laflar. Bazen merak ediyorum insanlar bu tip laflari ciddi mi söylüyorlar yoksa komiklik olsun diye mi... Bence arada ciddi payi var.
Bunun yaninda iyi erdemlerden herhangi birinin kitabini yazmak, hatta kendini övmede daha da ileri gidilerek "bu kitabi duvarina astigini" soyleyip "arada sirada da imza kampanyasi" yaptigini iddia etmek (bkz. Gulse Birsel'in Avrupa Yakasi Dilber Hala karakteri)... Harbi insanin abarti sanatina farkli ve hicivsel bir yaklasimi...
Bazi sözler var ki özlü sözlere argo bir bakis açisi getiriyor, bunlar tabii ki en çok güldürenleri, özellikle beynimizin gelismekte olan komedi kivriminin ortaokul-lise çaglarina rastgelen yillarinda. Bir çogumuz "g.te giren semsiyenin açilmayacagi," "kaderde varsa d.z.lmenin neye yarar üzülmenin" gibi deyimlere olgunlasma çaginda pek tabii gulmusuzdur.
"Az kasardan tost, cok kasardan dost olmaz." Her iki cins için de söylenebilecek çok güldügüm ve aslinda rencide edici ama bir o kadar da komik bir söz. Bunu da ben ilk Penguen veya Uykusuz Dergileri'nden birinde gördüm, hemen referans vereyim. Yukaridakine gonderme olarak bir yakinim da gecenlerde sunu uydurdu: "kediden post, [canli] ayidan dost olmaz." (ayilari severim ve doldurulmus bir tanesi uzun yillar en yakin dostumdu, açiklik getireyim istedim.)
Bu laflari kimler buluyor, nasil anonim oluyor gibi fikirlerin yani sira niye ve nasil cogunluga hitap ediyor, bu beni hep meraklandirmistir. Gozlem yeteneginin disinda bir de insanlari hicivle guldurebilmek, onlara hitap edebilmek, yani insanlarin anlayacagi, ortak bir takim duygulari uyandirmak bazilari icin dogal bir yetenek olabilir. Ancak bu sonradan kazanilan bir yetenek de olabilir (olmali yoksa ben bosuna ugrasiyorum). Insan isteyerek mi cogunluga hitap eder yoksa, onlari anladigi, kendi de ayni oldugu icin mi bu bizi ceker. Bunun birden fazla ve hatta uzun bir cevabi olabilir tabii ki. Bazi cevaplarin dogrulugunu da denemeden tam olarak bilemeyiz.
Demisim ve yazim burada bitmis, gordugunuz gibi yaziyi duzenlemeden direk tepsiye koydum. Afiyetler olsun. Bu da en en ilk karikam, en ilk ama bu yazidan sonra yapildi 2010'da, bu da size bir zaman kargasasi verir ki zaman-yer devamliligina bir boyut katar diye umdum.